Yapımından Sonraki Değişiklikler
İstanbul’un Fethi’nden sonra, Fatih Medreseleri yapılıncaya kadar yapı, manastır hücreliği imaret vazifesiyle kullanılmıştır; bu hücrelerin sayısının 35 olduğu rivayet edilmektedir.
Fatih Semaniye Medreseleri tamamlanana kadar Ayasofya’dan sonra İstanbul’un ikinci medresesi olarak faaliyet göstermiş; daha sonra Fatih Sultan Mehmed döneminde Zeyrek Camii’nin imarethanesi olarak kullanılmıştır.
Fatih medreseleri inşa edildikten sonra yapı camiye dönüştürülmüştür.
1955 yılında Vakıflar İdaresi tarafından tamir görmüş olsa da, tek şerefeli minaresi yıkılmış ve yalnızca kalıntısı günümüze ulaşmıştır.
1990 yılındaki restorasyonda, caminin tabanı ahşap döşeme ile yenilenmiş, duvar sıvası tazeleyip duvar etekleri ahşap kaplama ile tamamlanmıştır.
Öne Çıkan Özellikler
Eski İmaret Camii ve Kilise Camii olarak da bilinir
Minberini Şeyhülislam İshak Efendizade Ahmed Efendi koydurmuştur.
Giriş hacminden sonra, erken Hristiyan ve Bizans bazilikalarında kilisenin ana mekanına açılan narteks (son cemaat yeri) yer almaktadır; buradan ana kubbeli hacme geçiş sağlanmaktadır. Caminin orta kısmını örten kubbenin yükü, dört büyük kemerle dört payeye aktarılmaktadır.
Ana kubbe, yüksek bir kasnağın üzerine oturur ve pencerelerle aydınlık bir mekan oluşturur; kubbenin kasnağı, dıştan ince yarım sütun demetlerine binmiş kademeli kemerler ve dalgalı testere dişli taş kornişlerle süslenmiştir.
Giriş holü ve narteks bölümünün üstü çapraz tonozlarla kaplanmıştır.
Caminin cephesi, iki sıra taş ve dört sıra tuğladan inşa edilmiştir.
Meyilli arazide bulunan yapı, alt kısmında ve üst kısmında binanın planını yansıtan bir mahzen (sarnıç) içermektedir.
İstanbul’da kubbesi kiremitle örtülü tek cami olma özelliğine sahiptir.
Avlusunda bir türbe bulunmaktadır.
Yapı, orta Bizans dönemi mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir.





