Yapımından Sonraki Değişiklikler
1795 yılında Kışla binaları Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun’a dahil edilmiştir.
II. Mahmud döneminde de kışla yapısı ve cami yenilenmiştir.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında kışla, dört yıl boyunca askerî hastane olarak kullanılmıştır.
20. yüzyıl başlarında kışla ve cami çeşitli onarımlardan geçmiştir.
1960’larda caminin kurşunları Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yenilenmiş, minareler onarılmıştır.
1971-1974 yılları arasında sürdürülen Haliç Köprüsü inşaatı sırasında kışlanın büyük kısmı tamamen tahrip olmuş, geriye sadece özgün hali bozulmuş bazı yapı parçaları kalmıştır.
Öne Çıkan Özellikler
Camii, Osmanlı barok ve neo-klasik üslup özellikleri taşır. Tek kubbeli, dikdörtgen planlı ve fevkanîdir. Bodrum katı galerilerle genişletilmiş olup üzeri yuvarlak kemerlerle kaplıdır. Mihrap, beş dilimli ve dışa taşan Osmanlı barok üslubu yansıtır.
Galeriler, doğu ve batı taraflarında sırasıyla dokuz ve altı sütun ile desteklenmiş; bu yapı, üst katı desteklemek için benzersiz bir mimari anlayışla yapılmıştır.
Kuzey cephesindeki iki köşede, ince uzun ve tek şerefeli minareler yer alır. Kesme taştan yapılmış minarelerin üzerleri kurşun kaplı ahşap külahlarla örtülüdür.
Altıgen planlı ve tek katlı, kuzeybatı köşede bulunan muvakkithane, caminin önemli bir parçasıdır. Üzerindeki piramidal çatı, yapının II. Abdülhamid ya da Abdülaziz dönemine ait olduğunu düşündürmektedir.
Duvarlar, kubbe içi ve mahfil tavanı bitkisel motiflerle neo-klasik üslupta bezenmiştir. Ahşap hünkâr mahfili, oyma ve yaldızlı motiflerle dekore edilmiştir, mihrap ve minberde sade ve zarif bir süsleme hakimdir.
Caminin yanı sıra aynı külliyede bir muvakkithane, hamam, sıbyan mektebi ve kabristan bulunmaktaydı.





