Türbedeki Kişi
1490’ların başında, Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuştur. Etnik kökeniyle ilgili çeşitli tartışmalar olsa da belgeler onun devşirme olduğunu, Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak doğduğunu gösterir.
İstanbul’a getirildikten sonra Osmanlı eğitim sistemi içinde yetişmiş, özellikle Türkçe öğrenmiş ve daha çocuk yaşta şiir yazdığı bilinmektedir. Kendi isteğiyle marangozluk (neccârlık) sanatına yönelmiş, bu da mimarlık yeteneğini geliştirmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde çeşitli askeri seferlere katılmış; Belgrad, Rodos, Mohaç, Alaman, Irakeyn, Pulya, Boğdan seferlerinde bulunmuş, özellikle mühendislik ve köprü yapımındaki başarısıyla dikkat çekmiştir. Askerlik kariyerinde atlı sekbanlar arasına girmiş, yayabaşılık gibi görevler üstlenmiştir.
1538 yılında başmimarlığa getirilmiştir. Hayatı boyunca 450’den fazla yapının tasarım ve denetiminde bulunmuştur. Mimarlık anlayışını “çıraklık, kalfalık ve ustalık” aşamalarıyla açıklamıştır; Şehzade Camii onun çıraklık, Süleymaniye Camii kalfalık, Selimiye Camii ise ustalık eseridir.
Çok çalışkan, detaycı ve yenilikçi bir sanatçıdır. Kendisini hep “fakir, miskin, derd-mend” (yoksul, mütevazı, dertli) olarak tanımlamış, tevazu sahibi bir kişilik sergilemiştir. Ayrıca şiire ilgi duymuş, edebi yönü de güçlüdür.
Hanımı Mihrî, Sinan hayattayken ölmüştür. Oğlunun adı Mehmed Bey olup şehit olmuştur. İki kızı ve torunları vardı. Mal varlığına vakfiyesinde yer verilmiştir.
1588 yılında, yaklaşık 98-100 yaşlarında İstanbul’da vefat etmiş ve Süleymaniye Külliyesi’nin yanında defnedilmiştir.
Türbe Hakkında
Öne Çıkan Özellikler
Küfeki taşı ve mermerden inşa edilmiş, yarı açık mimariye sahip bir anıt mezardır. Türbe, altı sütunun taşıdığı ve sivri kemerlerle birbirine bağlanan bir kubbe ile örtülüdür; masif kemer ayakları köşelerdeki zarif sütuncuklarla gizlenmiştir.
Mimar Sinan’ın sandukasının önünde, hacet penceresi üstünde yekpare mermerden, Nakkaş Sai tarafından sülüs hatla yazılmış bir kitabe bulunur. Sandukasının baş taşındaki mermer burma kavuk ince işçiliğiyle dikkat çeker.
Türbenin Mimar Sinan Caddesi’ne bakan avlu duvarında 11 pencere, Fetva Yokuşu cephesinde ise geometrik şebekeli 5 mermer pencere yer alır.
Türbede Mimar Sinan’ın yanı sıra üç mezar daha bulunur: Sol taraftaki mezarın ikinci eşi Gülruh Hatun’a, sağdaki mezarın torunu ve vakıf mütevellisi Derviş Çelebi’ye ait olduğu düşünülür.
Üçüncü mezar, Neo-Klasik mimarinin öncülerinden Mimar Ali Talat Bey’e aittir; 1922’de vefat eden Ali Talat Bey, hayranlık duyduğu Sinan’ın yanına, isteği üzerine kitabesiz olarak defnedilmiştir. Türbe ve yanındaki sebil 1922’de tamamen restore edilmiştir.





