Yapımından Sonraki Değişiklikler
Ankara Savaşı’ndan (1402) sonra çevredeki diğer zâviyelerle birlikte ortadan kaldırılmıştır.
1826’da Bektaşîliğin lağvedilmesiyle tekkenin tasarrufu Nakşibendîlere geçmiştir; postnişin Âhir Mehmed Baba Tire’ye sürülmüştür.
19. yüzyıl ortalarından itibaren tekke canlanmış; günümüze ulaşan yapıların önemli bölümü bu “ikinci kuruluş” devrine aittir.
Mehmed Ali Hilmi Dedebaba’nın meşihatı döneminde (1863-1907) yoğun imar ve genişletme çalışmaları yapılmıştır.
1869’da tamir ve genişletme gerçekleştirilmiş; ikametgâh bölümü 1874’te eklenmiştir.
1892’de “zenbûr evi”, 1896’da şeyh odası niteliğinde bir mekân yaptırılmıştır.
1925’te kapatıldıktan sonra mülkiyet Vakıflar İdaresi’ne geçmiştir; bir süre mesken olarak kullanılmış, ardından terk edilerek bazı bölümler ortadan kalkmıştır.
1965 civarında yapının bir bölümü restore edilmiştir; yakın dönemde aslına uygun onarımlarla yeniden işlevlendirilmiştir.
Öne Çıkan Özellikler
Şahkulu Sultan Tekkesi ve Merdivenköy Tekkesi adlarıyla da anılmıştır.
İstanbul’da esası bir ahî zâviyesi iken XVI. yüzyıl başlarından itibaren Bektaşîliğe intikal etmiş; İstanbul’daki Bektaşîliğin başlıca merkezlerinden biri olarak tanımlanmıştır.
Cümle kapısında 1874 (Hicri 1291) tarihli kitâbe yer alır; meydan evi ve ona bağlı birimlerin XIX. yüzyıl ortalarında şekillendiği anlaşılır.
Yerleşkede cümle kapısından sonra “kapıcı can” hücresi ve bacılar mahfili sıralanır; ana kütlede ikametgâh, küçük aşevi, meydan evi, büyük aşevi, çamaşırhane, kiler evi, hamam ve hücreler yer alır.
Âyin günü perşembedir.





