Yapımından Sonraki Değişiklikler
Şemsi Ahmed Paşa’nın vefatından kısa süre sonra medrese biriminin tekke/zaviye işleviyle anıldığı; kaynaklarda “tekye/medrese” adlandırmalarının birlikte geçtiği kaydedilmiştir.
1894 İstanbul depreminde külliye ağır zarar görmüş; 1895’te tamir edilmiştir.
Bu dönemde medrese kubbelerinde çatlaklar ve kurşun kaplamalarda kayıplar bulunduğu; medresenin bir süre hayvan barınağı olarak kullanıldığı kaydedilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün restorasyon emri sonrasında 1940-1943 yıllarında Vakıflar İdaresi tarafından kapsamlı onarım yapılmıştır.
2007-2008 onarımında, deniz yönüne tehlikeli eğim gösteren minare aslına uygun biçimde tamir edilmiştir.
Günümüzde medrese kütüphane işleviyle kullanılmaktadır.
Öne Çıkan Özellikler
Şemsi Ahmed Paşa Medresesi ve Şemsi Paşa Dârülhadisi adlarıyla da anılır; bazı kaynaklarda tekke/zaviye bağlamında da anıldığı belirtilir.
Külliye içinde medrese, caminin kuzey ve batı tarafında avluyu saran, “L” planlı bir düzenle kurgulanmıştır.
Medrese 12 kubbeli hücre ve 1 dershane (darülkurra) biriminden oluşur.
Hücrelerin önünde 18 mermer sütunun taşıdığı, üzeri kubbeli olmayan bir revak bulunur; sütun başlıkları baklavalı olarak tarif edilir.
Revakta sivri kemerler kullanıldığı; revak sütunlarının medrese hücre duvarlarıyla kemer bağlantısı kurmadığı kaydedilmiştir.
Hücrelerin yaklaşık 2,95 × 2,95 m ölçülerinde olduğu; duvar kalınlığının yaklaşık 0,80 m olarak verildiği belirtilir.
Hücrelerde ocak ve nişlerin bulunduğu; duvarlarda altlı-üstlü pencereler açıldığı, köşe hücrelerde pencere sayısının arttığı kaydedilmiştir.
Dershane/darülkurra birimi yaklaşık 7 × 7 m ölçülerinde verilir; çok pencereli düzeni (altlı-üstlü toplam 16 pencere) ve sağır kubbesinin sekiz yüzlü kasnak üzerine oturduğu belirtilir.
Medrese duvar örgüsünün “bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğla hatıllı” teknikle kurulduğu; denize bakan cephede malzeme bütünlüğünün özellikle gözetildiği değerlendirilmiştir.





