Yapımından Sonraki Değişiklikler
Cami, Bizans dönemine ait bir kilisenin bulunduğu alana inşa edilmiştir.
Esmahan Sultan tarafından 1568’de kendisine ihsan edilen köyler ve tarım arazilerinin gelirleri külliyeye vakfedilmiştir.
20. yüzyılın başlarında cami, küçük onarımlar ve restorasyonlarla yenilenmiş ve orijinal yapısı korunarak günümüze ulaşmıştır.
Öne Çıkan Özellikler
Enine gelişen dikdörtgen planlı cami, altı payeli (destekli) klasik Osmanlı mimarisi düzeninde inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın altı paye destekli kubbe düzeni bu yapıda mükemmel bir örnek sergiler.
Üç tarafı revaklarla çevrili iç avlu, üzerleri kubbeli 16 medrese odası ile çevrilidir. Revaklardaki kemerler kubbeye bağlanarak güçlü bir mimari stil oluşturur.
Avlunun ortasında bulunan şadırvan, mermer sütun ve şebekeleriyle özenle işlenmiş bir kubbe ile örtülüdür.
Yedi bölümden oluşan son cemaat yeri, mukarnas başlıklı mermer sütunlarla desteklenmiş kubbelerle örtülüdür; bu alan, kaligrafi ve desenlerle işlenmiş kalem işleriyle süslenmiştir.
Cami, merkezde 13 metre çapında bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe, dışarıdan sekizgen kasnakla desteklenmiş olup dört köşesine ağırlık kuleleri eklenmiştir.
Mermer işçiliği ile dikkat çeken minber ve mihrap, Rumi desenli alınlıklarla süslenmiştir. Minberin külahı çinilerle kaplanmıştır.
Minarenin gövdesi üzerinde dikey hatlar bulunur; minarenin mukarnas (sarkıt) dolgulama ile işlenmiş şerefesi oldukça zariftir.
Harimin güney duvarı kemerlere kadar İznik çinileriyle kaplanmıştır; bu süslemelerde çiçek motifleri, âyetler ve dini isimlerin yer aldığı kitabeler bulunur.
Cami içindeki kalem işleri, kubbe ve yarım kubbelerde yer alan desenlerle oldukça zengindir. Ayrıca avlu giriş kapısının tavanındaki malakârî süslemeler dikkati çeker.
Caminin haziresinde Sokollu Mehmed Paşa’nın torunları ve tarikat postnişinlerinin mezarları bulunur. Sokollu Mehmed Paşa ile Esmahan Sultan’ın soyundan gelen bazı aile fertlerinin mezarları da buradadır.
Klasik Osmanlı tarikat yapısı özellikleri taşıyan caminin tekkesi, avlu ve revaklarla çevrili olup, tevhidhâne dikdörtgen bir planda inşa edilmiştir. 1925’te tekkelerin kapatılmasına kadar Halvetiyye ve Celvetiyye tarikatlarına hizmet etmiştir.





